|
|
|
|
|
Yazmak eyleminde üstün bir yeteneğim olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca benim "eserlerim" edebi bir değer taşıma kaygısı ile yazılmadığından pek ciddi bir yetenek gerektirmiyor. Yine de yazmanın, daha doğrusu anlamlı bişeyler yazmanın benim için kolay olmadığı çıktı ortaya. Her yazdığımı beğenemiyorum bir türlü. Tekrar okuduğum zaman mutlaka birkaç yerini değiştiriyorum. Hatta bazen küçük bir ilave diye başladığım bir kaç kelime başını alıp gidiyor ve asıl yazının konusundan uzaklaşıyor, bambaşka bir yazı konusu haline gelebiliyor. Ben de o anda yazdığım yazıyı olduğu yerde bırakıp yeni konuyu yazmaya girişiyorum çala kalem. Bu yüzden herhangi bir anda yarım yarım en az 3-4 tane yazıyla birden uğraşıyorum. Böyle daldan dala atlamayı kafamın dağınıklığına bağlıyorum ve sık yazmaya başladığımda konuyu daha kolay kontrol altında tutabilmeyi umuyorum. Okul yıllarımdan bu yana yazı yazmayı hep sevdim. Okul sıralarında aşık olup şiir yazmayan kaç kişi vardır acaba? Ben hep bir görüşte delice aşık olup bütün hafta boyunca başka hiçbir şey düşünmeden sadece onun için yaşayıp şiirler, mektuplar yazdım ve neredeyse ertesi hafta aynı olay farklı bir kız için tekrarlandı. O tarihlerde yazdıklarımdan hiçbirini maalesef bulamıyorum. Bu yaştan sonra yeniden yazmaya çalışmamın dürtüsü ilk yazılarımın/şiirlerimin dürtüsünden epey farklı. Sadece herhangi bir konu hakkındaki duygu ve düşüncelerimi bir kağıda (daha doğrusu ekrana) dökmek istiyorum. Okuyanların edebi bir cevher aramadıkları takdirde hoşlanacakları bir tarzda görüşlerimi aktarmaktan başka bir amacım da yoktur. Turgut Uzer isimli bir arkadaşım/komşum/meslekdaşım bana yazdığı kitaplarını hediye edinceye, hatta daha sonra kendisine ait çok hoş bir Web Sitesi oluşturuncaya kadar (bkz. www.turgutuzer.com) birşeyler yazmak için hiçbir istek yoktu içimde. Turgut'un Web Sitesinin tamamlanmasından sonra arkadaşım / komşum / meslekdaşım / Web Ağamız Zeki Berk'in zorlamaları ile kendime ait bir Web Sitesi hazırlamaya tabii bunun için de ilgilendiğim her konuda duygularımı, görüşlerimi yazıya dökmeye başladım. Teşekkürler Zeki ve Turgut... Yaşadığım her olayı, duyguyu bütün coşkusuyla, derinliğine yaşadım, yüreğim hep aklımdan bir adım önde gitti. Bu işte de aklımdan önce yüreğim ile düşünüyorum ve içimden geldiği gibi yazıyorum. Umarım sizler de sadece içinizden geldiği gibi okur, içinizden geldiği gibi yorumlarsınız....
|