Kalecik Karası

Back Up

Kalecik Karası, hakkında en çok spekülasyon yapılan Türk üzümü / şarabı olma ünvanını elde etmiştir herhalde. En azından benim üyesi olduğum yazışma listelerinde bile şarap konusu geçtiğinde mutlaka Kalecik Karasına değinilir ve yorumlar genellikle iki farklı uçta yer alır. Yani pek ortası olmaz. Yorumlayanlar ya yerin dibine batırır, ya da göklere çıkartır.

Şarap, bir damak tadı ürünü olduğu için "şu iyidir, bu iyi değildir" gibi genellemeler yapmak imkansız. Ama üzüm öyle değil. Üzüm hakkında ne kadar çok şey bilirsek, bu üzümün kullanıldığı şaraplar hakkında da bir ön fikir edinebiliriz. Ne demişler? "İyi üzümden kötü şarap yapmak çok kolaydır ama kötü üzümden iyi şarap yapmak imkansızdır."

Kalecik Karası binlerce yıldan beri Orta Anadolu'da yetiştirilmekte olan bir üzüm. Hatta bir ara (1960 larda sanıyorum) bakımsızlıktan ve hastalıktan yokolma aşamasına kadar gelmiş. Bu üzümün bu günkü durumunu Kavaklıdere firmasının Jean Luc Colin isimli fransız ustasına borçluyuz. Bu üzümün iyi şarap üretiminde kullanılabileceğini ilk o keşfetmiş ve kullanılabilir bir versiyon üretebilmek için 7-8 sene kadar uğraşmışlar. Bu günlerde ise gerek bölge halkı kurdukları vakıf / vakıflar ile, gerek şarap üreticileri, gerekse de Tarım Bakanlığı üzüm üzerinde hala çalışıyorlar. Henüz en iyi verimin ve aromanın alınabileceği iklim ve toprak bile tam belli değil. Bana kalırsa ümit vaadeden iyi bir üzüm ama uluslararası iyi üzümler arasına girebilmesi için daha önünde epey bir yol var. Peki girebilir mi uluslararası pazara? Bence girebilir, yeterki araştırmalar ve denemeler bu hızla devam etsin..

Gelelim üzüme.. Bu üzüm aslında zarif bir yapıya sahip. Çok dolgun ve gövdeli şaraplar üretemiyor. Ama çok hoş ve derin aromalar içerebiliyor. Belki de en önemlisi, Kalecik Karası yıllandırmaya en yatkın Türk üzümü. Doğru yıllandırmak kaydı ile gerçek lezzeti ve aromasını 5 yılda kazanıyor. Bu arada, 15-16 yıldan sonra düşüşe geçiyor, haberiniz olsun daha fazla yıllandırırsanız daha iyi olmayacaktır.

1996-1997 yılları hemen hemen her üzümde olduğu gibi Kalecik Karası'nda da yurdumuzdaki şarap üretiminin en mükemmel ürünlerini görüyoruz. Ama nedense bu şarabın efsane haline gelmesi Kavaklıdere'nin 1995 ürünü sayesindedir. Bu rekoltenin iyi muhafaza edilebilmiş ürünlerini bulursanız hemen alın, pişman olmazsınız. Haa fiyat/performans konusu mu? O ayrıııı.. Bu şarap için istenen fiyat gerçek ederi midir? Bence değil. Ama bu kadar populer ve moda olmuş bir şarabın bu kadar az bağı olursa sonucun yüksek fiyat olması kaçınılmazdır. Yine de Kalecik Karası severlere müjde: önümüzdeki birkaç yıl içinde mevcut Kalecik Karası bağı kapasitesi 8-10 misline çıkıyor. Bu da bağlar/bağcılar arasında rekabetin başlayacağını, doğrudan bir orantı ile daha iyi üzümler (düşük verimli bağlar) daha düşük fiyatlara üreticiyi bulabilecek. Bundan sonrası üreticilerin insafına kalıyor ama çok merak etmeyin. Yeni gümrük yasası ile yerli üreticileri korumak amacıyla ithal ürünler için oluşturulan gümrük duvarları kaldırılıyor. Yani yerli üreticiler sadece birbirleri ile değil, yabancı şaraplarla da rekabet etmek zorunda kalacaklar. Kısa bir süre yurt dışındaki "çöp" kalitesinde şarapların bile Türkiye'ye geleceğini ama sonunda piyasanın olgunlaşacağını umuyorum. Daha özenle üretilmiş daha kaliteli şarapları daha uygun fiyatlarla içebileceğiz gibi görünüyor.

5-6 yıl olgunlaşmış bir Kalecik Karası çok hoş meyva aromaları verir. Yumuşak içimli, fazla gövdeli olmayan, ince bir şaraptır. Ben hep bu üzümün CS filan gibi gövdeli bir üzümle kupajının iyi bir sonuç vereceğini düşünürüm ama nedense şimdiye kadar hiçbir üretici bunu denemedi bile. Buradan da benim bu işten hiç anlamadığım çıkıyor. Bunca şarapçı, üretici, uzman vs arasında bunu ilk düşünen ben olamam di mi?

Neyse, denediğim şaraplara geçelim: (Tabii bu satırları okurken benim şaraptan pek anlamadığımı da gözönüne almanız gerek)

Kavaklıdere Kalecik Karası: Kalecik/Ankara Bölgesi üzümleri kullanıyor. Gövde zayıf ama kalıcılığı ve aromaları yüksek bir şarap. İçilmeden önce en az 3-4 yıl bekletilmeli. Toprak ve meyva aromaları, özellikle mürdüm eriği çok belirgin. Yıllara göre giderek daha iyi oluyor. Tabii ki 1995 ürünleri (hele bu günlerde) en iyisi. Kalecik bölgesinin bağlarını kullanıyorlar ve kendi bağlarını kurdular. Piyasada eski rekolteleri bulunabiliyor. Üretim teknikleri çok iyi olmasına rağmen aynı yılda üretilen şaraplar arasında bile fark bulunabiliyor. Bunu gerçek nedeninin üzümde olduğunu sanıyorum. Kendi bağlarında yetiştirdikleri üzümlerde düşük verim(*) ve erken budama çalışması yaptıklarını biliyorum. Diğer bağlardan satın aldıkları üzümlerde ise üretici her asmadan mümkün olan en yüksek miktarda üzüm elde etmeye çalışıyor. Tabii bu da doğrudan doğruya üzümün kalitesine ve aromasına yansıyor.
Sonuç: kendi bağlarının üzümlerinden üretilen Kalecik Karası iyi, fason üzümler sürpriz. Şişenin dışında ayırdedici hiçbir özellik yok maalesef. Ama bu kontrol eksikliği fason üzüm alan hemen hemen her şarap üreticisi için geçerli.
Kutman Kalecik Karası: Kalecik/Ankara bölgesi üzümlerini kullanıyor. Gövde zayıf, meyva aromaları iyi. Ağızda kalıcılığı var.
Melen Melencik: Trakya bölgesinde bu üzümü yetiştiriyor. Bölgede bu üzümlerin kendisinden başka alıcısı olmaması en büyük avantajı. Bu sayede üreticileri kontrol edebiliyor. Bağların sulanmasını kontrol altında tutabiliyor. Yine de bölgenin daha nemli olması üzümün tadını yumuşatıyor. Toprak ve meyva aromaları belirgin. Ağızda kalıcılığı yüksek. Üzümün geç hasadı sayesinde diğerleri arasında daha gövdeli bir şarap olmuş. 3-4 seneden sonra gövdesi ve bukesi artıyor.
Turasan Kalecik Karası: Nevşehir bölgesi üzümlerini kullanıyor. Standart sorunu yüksek. Gövdesi en zayıf şarap gibi geldi bana. Meyva aromaları belirgin.

Hadi şarapseverler.. Gördüğünüz gibi yorum yazmak için illa da şaraptan anlıyor olmak gerekmiyor. Sizlerin de denediğiniz şaraplardan edindiğiniz izlenimlerinizi okumaya sabırsızlanıyorum.