Izgara Tesisleri Olayı

Back Up Next

Geçenlerde törenlerle açılışını gerçekleştirdiğimiz “2. Turdöntezgaher Yemek Üretim Tesisleri”nde üretilen dönerin nefaseti yüzü suyu hürmetine bir süre için görmezden geldiğim ama artık laf etmeden duramayacağım bir konuya değinmek istiyorum. Törenler sırasında hepimiz kendimizden geçip dönere yumulduğumuz için olayın pek farkına varmadık, olayın farkına varanlarımız ise o anki çıkarlarına uygun gelmediği için üstüne gitmediler. (Turgut’un “sus payı” olarak ikram ettiği Hennessy XO pek nefisti)

Ama artık durum değişti. Yemekleri yedik, hazmettik. Kısa vadede pek bi beklentimiz kalmadığına göre rahat rahat bahsedebilir, hafiften dalgamızı geçebiliriz.

Bazı teknolojik aletlerin IQ değerlendirmesi yapılmadan her önüne gelen müşteriye satılması sonucunda zavallı teknoloji harikaları taş devri baltası muamelesine tabi tutuluyorlar.

Efendim, çalı süpürgesini bile tafsilatlı bir kullanım klavuzu olmadan kullanamayan değerli bir arkadaşımız benim akıl fikir dolu tavsiyelerime uyarak gitmiş, “Döner Tesisleri” yaptırmış. Yaptırırken de “yanına uygun bir mangal ilave edeyim de tam entegre bi tesis olsun” diye kendince fikretmiş. Tabi yine benim bu konudaki fikirlerimden istifade ederek gazlı bir mangal tesisi imal ettirmiş. Buraya kadar herhangi bir problem yok. Tesis pek mükemmel bi şey!! Asıl sorun tesisi kullanacak olan insanın zeka seviyesi tesisten daha düşük olunca çıkıyor. Bizde de aynen böyle oldu! Bendeniz günün günah keçisi olarak ilahların önüne atılıp dönerin başına dikilince, Turgut hemen işin kolayına kaçıp mangalın başına geçti. Aklınca ben döneri pişiremeyip rezil olacağım, kendisi ise önceden hazırlattığı Adana kebapları mangalda pişirip ahaliyi doyuracak ve günü kurtaran kahraman olacak. Plan fena değil ama gel gör ki evdeki hesap çarşıya uymuyor.

Öncelikle, döner nefis oldu. Turgut herzamanki hesap bilmezliği ile toplam 12 kişilik bir topluluğa 4 kiloluk dev bir döner yaptırdığından millet kulaklarından çıkıncaya kadar döner yedi. Kimsenin başka bişey görecek gözü kalmadı. Güzelim salatalar ve zeytinyağlıların yüzüne bile bakan olmadı. Bütün bunlar olur, ben elimde pala gibi bir döner bıçağı, kan-ter içinde dönerin hakkından gelmeye, millete döner yetiştirmeye uğraşırken, göz ucu ile de Turgut ile Mangal Tesisinin güreşini izliyordum.

Şimdi yiğidi öldür ama hakkını yeme demişler. Elhak, bizim Turgut 15-20 dakika içinde ufak tefek yardımla da olsa mangalı yakmayı başardı. Gerçi mangal gazlı olduğundan sadece gazı açıp kibrit çakmak yetiyordu ama neyse.. Mangal yandıktan sonra yarım saat kadar mangalın ısınmasını beklemenin gerektiğine karar verdi. Sonra özenle kebapları mangalın üstüne dizmeye başladı. Bu arada ahkam kesmeyi de ihmal etmiyor tabii. Neymiş efendim, kebaplar ızgaraya değmemeli imiş, kebabın makbulü el kıymasından olurmuş vs vs. Yani bizim küçük kıza sorsan oyunundan kafasını bile kaldırmadan cevaplayabileceği, herkesin bildiği türden şeyler.

Kebapların ızgaraya yerleşmesi ile Turgut Efendinin ızgaranın ısısını fazla bulması bir oldu. Bize gazlı mangalının marifetlerini göstermek için hemen altını kıstı. Aradan bir-iki dakika geçince bana da pek hissettirmemeye çalışarak mangalın orasını burasını kurcalamaya, eğilip altına filan bakmaya başladı. Pek fazla alakadar olmuyormuş gibi umursamazlıkla ne olduğunu sordum. Önce “Yok bişey” filan dedi, sonra bişeyler daha geveledi ama baktı ki kendi başına altından kalkamayacağını anlayınca teslim oldu ve “Mangal söndü, herhalde tüp bitti” dedi. Hiç gecikmeden, 5-10 dakika içinde şıp diye tüpün yerini buldular, bir başka tüp geldi. 30-40 dakika içinde de tüpü söküp diğerini takmayı başardılar. Allahtan misafirlerden biri epey becerikliydi de sonunda insafa gelip tüpü Turgut’un elinden alıp mangala taktı. Yeni tüple de bütün uğraşmalarına rağmen mangalı yakamadılar. Bu arada mangala yapılan eziyetin haddi hesabı yok tabii. Önce manyetik çakmağın çalışmadığına dair çeşitli iftiralar atıldı, sonra mangalın gazı iyi “ememediği” söylentileri çıktı. Hatta bir ara güzelim teknoloji harikası mangala Turgut’un elinde ucu tutuşturulmuş gazete parçası ile hamle ederek yakmaya çalıştığına bile şahit oldum.

Günün sonuna doğru, mangalın imalat hatası olduğuna hükmedip, bir kenara bıraktılar ve içerden kömürlü mangalı getirip yaktılar. Yarım saat kadar sonra yarısı pişmiş ve soğumuş etlerin diğer yarısını kömürlü mangalda pişirdiler. Herkes döner yemekten gırtlağına kadar doyduğu için ayıp olmasın diye şööle bi tadına baktı..

Son söz: Meğer adam kendini ve yeteneklerini bilir ve o yüzden gazlı mangal istemezmiş. Boşu boşuna adamın kanına girmişiz...

En son söz: Merak edenler için söyleyelim: Mangalın hiçbirşeyi yokmuş tabii. Tüplerin ikisi de doluymuş. Bizimki çok akıllı ya, mangal çok ısınırsa maazallah yangın felan çıkar deyu mangal ısınınca gazı kesen bir emniyet ventili koydurmuş.. J

Konuyla ilgili fotoğraflar için tıklayınız...