 | Mangalı yakmanız ile istediğiniz kıvanda ateş
elde etmeniz arasındaki süre 3 dakika kadar oluyor. |
 |
Kömür isi-pisi-tozu ile uğraşmak
zorunda kalmıyorsunuz. |
 |
Kömür
dumanı yok. |
 |
Sadece iki kalem pirzola pişirmek
için bile yakabiliyorsunuz. Üşeneceğiniz birşey yok. |
 |
İstediğiniz kıvamdaki ateşi hiç
ısısı değişmeden saatlerce sürdürebiliyorsunuz |
 |
Kaliteli gazlı mangalların
“smoke” düzenekleri var. Temel olarak 2 işe yarıyor:
 |
İstediğiniz
ağacın yongasını bu bölüme koyarak ağacın kokusunun ete
sinmesini sağlayabiliyorsunuz. |
 |
Mangalın ateşini ayarlayarak
ve kapağını da kapatarak “dumanda pişirme” (smoke)
yapabiliyorsunuz. |
|
Kaliteli bir gazlı mangalın tek
bir dezavantajı var o da biraz pahalı olması....
Afiyet olsun.

Turgut 'un bu yazıya cevabı....
Sinan denen "öbür hamşo" teknoloji
ile yakınlığımı abartmş. Bizim evde ampulleri ben değiştir(e)mem,
olaya katkım Renan komutan ampulü değiştirirken "dikkat et çarpmasın"
demekle sınırlı. Otomatik olmadığı sürece sigorta da değiştire(e)mem,
otomatik olanlarının düğmesine basmayı beceriyorum (onlar da
"pat" diye geri atıyor, niye öyle oluyor anlamıyorum ama
olsun, ben düğmesine basıyorum ya...), kıdemli bir "frequent
flyer"ım ama o koskoca şey'in nasıl olup da havalandığına
halen aklım ermez, ayrıca o hamşo'nun "buharlı lokomotif"
dediği sey galiba benim "demir at" dediğim hilkat
garibesidir, bu tuhaf şey beyaz adam buralara gelmeden önce ortalıkta
yoktu.
Gelelim mangal konusuna. Sinan'ın dediklerinin tamamına teknik anlamda
katılıyorum. Söylediklerinin eksiği var fazlası yok. Kömürlü
mangal gözden düşeli çok oldu. Weber'in sitesinde bile
"Charcoal Grill - The grill that started it all" diye
"modası geçmiş emektara saygı" kokan bir slogan ile tanıtılıyor
(http://www.weber.com/bbq/).
Ve burada itiraf ediyorum ki odun kömürü ateşinin ürkütücü
gaz formasyonu, eskimeye yüz tutan kafa kağıdı, gazlı mangalların
"smoker" tertibatları ve Sinan gibi zırt pırt yemeğe gelen
yüzsüzlerin varlığı beni bir gazlı mangal almayı düşünmeye
itiyor. (Teniste de oniki kat tahta Dunlop Maxplay raketi terk edip
metal bir raket almayı düşünmem on yıl kadar sürmüştü, düşünceyi
fiiliyata geçirmeye karar verebildiğimde tahta raketler artık çoluğun
çocuğun alay konusu olmaya terfi etmişlerdi).
Kömürlü mangala halen tutunuyor olmamın teknik hiç bir nedeni
kalmadı, en son kale olan "koku" da gazlı mangalların
"smoker"ı ile düştü.
Teknik nedenler bitti, kaldı psikoloji.
Insandan insana değişeceği kesin olmakla beraber genel olarak
"yemek" konusunu "safi teknik" bir konu olarak algılayanların
azınlıkta olduğunu zannediyorum.
Sinan ile iki gün boyunca teknede bata çıka taze ekmek, peynir,
zeytin ve domates yedik. Şahaneydi.
Sofra kurulurken masanın orta yerine bir tek çiçek konunca yemegin
tadı ne kadar degisir? Bence çok degisir.
Pişen yemeğin başında
durmak yemeğin tadını farkettirir mi? Bence fark ettirir, tencerenin
kapağını açmasanız bile fark ettirir.
Göveçi taş firına sürerken o çok önemli lafi söylediğimde yemek
daha güzel oluyor (birkaç nesil önceden gelme lafi burada tekrar
edersem Erol'un beni atması gerekir).
Örnekleri çoğaltmak kolay. Tabii ki esasen yemeğin kendisinde
"teknik" bir değisim olmamakla birlikte değişiklik yemeğin
sizin tarafinızdan algılanmasında olabiliyor.
İşin psikolojik boyutunu geçersem belki bir gün bir gazlı mangal alırım.
Sevgiler
Turgut Uzer '76
(Yoksa hem döner, hem kokoreç, hem piliç çevirme, hem de mangal
olarak kullanılabilecek gazlı, volkanik taşlı, "smoker" ve
dügmesine bastığında Sinan'ın kafasına taş atma tertibatlı
"turdöntezgaher-2" tasarımı üzerinde çalismaya başlasam
mı?) TU.
(Zeki'nin marine edip Sinan'ın pişirdiği T-bone steak hakikaten
enfesti. Zeki, T-bone steak'i esası bol soğan bir karışıma yatırmış,
Sinan'ın da mangal gazlı olmasına rağmen (!!!) çok güzel pisirdiğini
itiraf edeyim) TU.

|