|
|
||||||||||||
| Bir fincan kahve'nin 40 yıl hatırı vardır
denir
ya bu söz kahvenin ağaçtan fincana gelene kadar geçirdiği zorlu
yolculuk sebebiyle söylenmiş olsa gerek.
Kahvenin fincana ulaşana kadar başından geçenleri kısaca sıralamaya çalıştım...
|
| Arabica, Habeşistan'da ilk keşfedilen ve buradan, kahve yetiştirilen diğer bütün ülkelere yayılan bitkidir. Zor yetişir. Hastalıklara ve iklim şartlarına çok duyarlıdır. Buna karşılık tadı ve kokusu çok daha iyidir. Bu nedenle tercih edilir. Kahve tüketiminin %70'i Arabica bitkisinden karşılanır. | |
| Robusto ise daha dayanıklı ve son yüzyıl içinde yetiştirilmiş yeni bir türdür. Robusto daha çok standart kalite hazır kahve (instant cofee) için kullanılır. Diğer tüketimlerde ve bazı "Gold" kalite olarak satılan hazır kahvelerde ise sadece Arabica veya Arabica-Robusto harmanları kullanılır. Robusto' nun kafein oranı Arabica' nın iki katı kadardır. |

Başlangıçta yeşil olan kahvenin meyvesi olgunlaştığında kırmızı renk alır ve her meyvenin içinde iki adet kahve çekirdeği bulunur. Parlak kırmızı renge ulaşan meyvelerin toplanması gerekir. Bir daldaki tüm meyveler aynı anda olgunlaşmaz. Bu sebeple toplama genellikle elle yapılır. Her 8-10 günde bir toplayıcılar sadece olmuş meyveleri toplarlar. Bu çok zahmetli, pahalı ve yoğun işçilik gerektiren bir işlemdir. Bir çiftçi elde ettiği hasılatın yarısı kadarını toplama masrafı olarak öder.
Her kahve meyvesinin kırmızı dış kabuğu altında etli bir orta kat ve onun altında da çamur kıvamında parenkima denilen bir kat vardır. Bu katların altındaki çekirdekler dışta parşömen zar ve sonra gümüş zar denen iki ince zarla daha çevrilmiştir. Bütün bu katların soyulup çekirdeklerin ortaya çıkarılması işlemine çekirdeklerin soyulması denir. İlk etapta meyvenin dış kabuğu, etli kısmı ve parenkima katı soyulur. Bu işlem için iki değişik yöntem uygulanmaktadır:
Kuru Yöntem:
Toplanan meyveler
güneşte kurutulunca ilk üç kat soyulur. Bu işlem bir kaç hafta sürer. Çürümeyi önlemek
için meyveler sık sık çevrilir ve nemlenmesin diye geceleri ve
yağmurlu havalarda üstleri örtülür. Kahve çekirdeklerinin nem
oranı %11 seviyesine geldiğinde kurumuş demektir ve işlenmek üzere
fabrikalara yollanır. Bu safhada etraflarındaki ince zar nedeniyle
kahve çekirdeklerine parşömen denir. Kuru yöntemle soyulmuş olan çekirdeklerin
fabrikalarda ayıklanması gerekir.
Islak Yöntem:
Önce meyveler bir makinanın silindirleri arasında
ezilerek en dış kabukları soyulur. Sonra yıkanır ve su kanallarından
geçirilirek su yüzüne çıkan hafif çekirdekler ayıklanarak
atılır. Kalanlar elekten geçirilerek küçük boylu
olanlar ayıklanır. Ayıklanmış çekirdekler fermantasyon tanklarına
alınır ve bu tanklarda 48 saat bekletilir. Bu işlemin
amacı çekirdeklerin üzerindeki parşömen zardan önceki kabukların çürütülerek soyulmasıdır. Tanktan alınan çekirdekler
tekrar yıkandıktan sonra güneşte nem oranı %11 olana kadar
kurutulur ve ayıklanmış parşömen çekirdek elde edilir.

Parşömen kahvenin geriye kalan zarları da fabrikalarda makinelerle soyulur. Bundan sonra parlatılır, boylarına, ağırlıklarına ve şekline göre ayıklanarak ihraç edilmek üzere ambalajlanır. Fabrikalarda ayıklama işlemi sadece kuru yöntemle soyulmuş çekirdeklere uygulanır. Çünkü ıslak yöntemle soyulan çekirdekler zaten ayıklanmıştır. Ayıklama işleminin amacı çok kurumuş, çürümüş yada böceklerden zarar görmüş çekirdekleri ayırıp atmaktır. Çekirdekler önce elekten geçirilerek boyları çok küçük olanlar atılır. Sonra ağırlıkları az olanlar ayrılarak atılır. (Çekirdeğin gerektiğinden hafif olması az gelişmiş yada böcekler tarafından zarar verilmiş olduğunu gösterir). Bir çok ülkede kaliteyi sağlamak için ayıklamanın en son aşaması elle yapılır. Bu aşamada da rengi ve şekli uygun olmayan çekirdekler ayıklanır. Bu işlemden sonra kahve, yeşil çekirdek adını alır ve 60 kiloluk çuvallarla ihraç edilir. Dünyada yıllık yeşil çekirdek üretimi yaklaşık 7 milyon tondur.
Bundan sonra kahve işlenip paketleneceği tesislere ulaşır. Burada
çekirdekler önce kahve uzmanları tarafından kalite kontroluna tabi
tutulur. Her tarlanın ürününden örnek olarak alınan çekirdekler
kavrulup kaynatılarak kahve tadımcıları tarafından ayrılır. Bu
ayrımda uzman tadımcılar değişik çekirdeklerin ne oranda
karıştırılacağına ve bu karışımların ne kadar kavrulacağına
karar verir ve
harman (Blend) oluşturulur. Kahve tadımcılığı şarap
tadımı gibi tecrübe gerektiren çok zor bir iştir. Usta
tadımcılar bir günde 200 kadar değişik kahve tadımı
yapabilirler.
Kahve'nin kavrulması en önemli aşamalardan biridir. Kavrulan çekirdekte kahvenin kokusu, tadı ve yağları çekirdeğin dış yüzeyine doğru çıkar. Çekirdek kavrulurken su kaybederek hafiflerken hacmi iki katı kadar büyür. Kahveye rengini veren işlem de kavurmadır. Bu işlem sırasında çekirdeklerin eşit oranda kavrulması için sürekli çevrilmesi gerekir. Kavrulmuş çekirdeklerin çok beklemeden tüketiciye ulaşması gerekir. Taze kahve demek yeni kavrulmuş kahve demektir. Aynı çekirdeğin değişik sürelerde kavrulması ile değişik renk, tad ve kokulu kahve elde edilir.
|
Az kavrulmuş: Cinnamon roast | |
|
Orta kavrulmuş: City roast, American roast,
Breakafst roast | |
|
Çok kavrulmuş: Espresso roast, Continental roast | |
|
En çok kavrulmuş: French roast |
Kahvenin pişirilmeden önceki son aşaması çekilmesi, yani çekirdeklerin ezilerek toz haline getirilmesidir. Kahvenin ne kalınlıkta çekileceği, pişirileceği yönteme göre değişir.
Çekilme kalınlığının, kahveyi pişirmek için kullanılacak makinaya veya filtre çeşidine uygun olması gerekir. Kabaca sıralarsam:
| French Press kahve yapmak için kalın çekilmiş, | |
| Filtre kahve ve Vakum Kahve için orta çekilmiş, | |
| Espresso ve Mırra çin ince çekilmiş, | |
| Türk kahvesi için daha ince çekilmiş (un gibi) kahve kullanılmadır. |
Kahvenin pişirilmesi demek kokusunun, tadının ve renginin istenen oranda suya geçmesi demektir. Kahve ne kadar ince çekilirse suya karışması o kadar çabuk olur. Bu nedenle ince çekilmiş kahvenin kullanıldığı pişirme şekillerinde kahvenin sıcak suyla teması daha kısa tutulur. Kahve hazırlanırken kullanılacak suyun ideal sıcaklığı 95-97 derece olmalıdır. Daha soğuk suyla hazırlanan kahve tatsız ve kokusuz olur daha sıcak suda ise tercih edilmeyen tadlar ortaya çıkar ve köpük yok olur.
-Türk kahvesi hazırlarken
kısık ateşte, soğuk suyun kullanılmasının
ve kaynama noktasına gelmeden önce cezvenin bir kaç kez ocaktan çekilmesinin
sebebi budur. Böylece kahve yeterli bir süre ideal sıcaklıktaki suyla temas eder.
Alıştığımız Türk kahvesi için ince çekilmiş, orta kavrulmuş
kahve kullanılmalıdır.
Kahvenin suya karışmasını kolaylaştıran bir diğer faktörde kavrulmasıdır. Fazla kavrulmuş kahve suya daha çabuk karışır. Bu yüzden ideal tadı yakalamak için kahvenin ne kadar kavrulmuş olduğunu, ne kalınlıkta çekildiğini, pişirme süresini, su sıcaklığını ve kahve-su oranını kontrol altında tutmak gerekir. Bunlardan biri değiştiğinde kahvenin rengi, tadı ve kokusu değişir.
Kahvenin tadını ve kokusunu belirleyen önemli bir faktör de tazeliğidir. Bayatlamış bir kahvede suya karışabilecek bir tad ve koku kalmaz.. Taze kahve, ağacından yeni toplanmış kahve demek değildir. Yeni çekilmiş kahve demek de değildir. Taze kahve yeni kavrulmuş kahve demektir. Yeni kavrulmuş kahvede tat ve kokular en üst düzeydedir. Kahvenin tazeliğini koruması için hava ve ışık almayan kaplarda serin bir ortamda saklanması gerekir. Buna rağmen oda sıcaklığında saklanan kahve 1-2 haftada bayatlar. Bu yüzden kahve alırken bir haftada tüketeceğinizden fazlasını almayın. Haftalık ihtiyacınızdan fazla kahveniz varsa bunu hava geçirmeyen küçük torbalarda buzlukta bir kaç ay saklayabilirsiniz. Ancak kahveyi buzluktan çıkardıktan sonra kullanmadığınız kısmını tekrar buzluğa koymayın. Yine hava-ışık almayan bir kapta oda sıcaklığında saklayın. Kahveyi evde çekme imkanınız varsa çekirdek olarak saklamak ömrünü uzatır.
Zeki Berk
![]()