|
|
| 2003 yılbaşı gecesi için hanımlar tavır koydular.
Evde yılbaşı kutlanmayacak!! Tamam, emir alındı ve anlaşıldı. İyi
de, nasıl olacak, orası pek belli değil. Çünkü bizler hadi deyince
istediğimiz yere gidebildiğimiz devirleri epey geride bıraktık.
Zaten kriterlerimiz de değişti ve zenginleşti. Artık bi lokma, bi hırka
diyebilecek kadar kanaatkar olamıyoruz.
Birimizin evinde toplaşıp yılbaşı kutlamaları yapmak projesi yattığına göre ne yapsak, ne etsek deyu birbirimize sorar olduk. Grup biraz kalabalık olunca herkesin bir ortak paydada buluşması zor oluyor tabii. Sonuçta herkesin üzerinde anlaştığı bir yer bulunamadı ama en azından ortak kriterler belirlendi.
Nasıl? Pek kolay görünmüyor değil mi? Zaten biz de yukarıdaki kriterleri karşılayacak bir yer bulamadık. Biz gidecek bi yer bulamadık diye yılbaşını bekletecek halimiz de yok. Kriterleri biz koyduğumuza göre bu kriterlere uygun bir geceyi de ancak biz düzenleriz diye düşündük ve kolları sıvadık. Önce kolay kriterlerden başladık. Trafiğe çıkmak istemediğimize göre şehire inilmeyecekti ve gecenin Acarkent sınırları içinde düzenlenmesi hoş olacaktı. Acarkent Coliseum zaten bir hazırlık yapıyordu ve daha öncekilerden farksız bir yılbaşı düzenleyecek gibiydi. Bizim kriterlerimiz (Lüxemburg kriterlerini de geçti) buna izin vermiyordu. Çünkü mutlaka bir sanatçı-şarkıcı gelecek, yüksek sesle çığıracak, bizim kendi aramızda konuşmamıza bile izin vermeyecekti. Acarkent içindeki Coliseum dışında kalan tek seçenek Greenhouse gibi görünüyordu ama onun da mutfağından hiç memnun değildik ve 80-100 kişilik bir gruba servis veremeyeceğinden emindik. Tam Acarkent içindeki seçeneklerin tükendiğini düşünürken aklıma Colieum'un girişindeki Kuş Cafe'si geldi. Küçük bir mekan ama bizim grubumuz sığabiliyor, yemekleri mükemmel, istediğimiz gibi düzenleyebiliriz vs vs gibi her yönüyle bizim kriterlerimize uyuyordu. Kuş Cafe'si ile konuşup anlaştık, onlar sadece yemek servisi verecekler, animasyonu biz ayarlayacağız. Hanımlara sorduk, onay aldık ve Acarkent'teki komşularımıza duyurup katılmak isteyenlerin bildirmesini istedik. Biz 80-100 kişi kadar bir katılım beklerken, çoçuklarla birlikte 130 kişi olduk. Küçücük mekana sığabilmek için bahçedeki verandanın üstü çadırlarla kapatıldı, ve içi ek ısıtıcılarla ısıtıldı. Güzel, sevimli bir yerleşim düzeni çıktı ortaya. Biraz müzik dinleyebilmek için bir ses düzeni ve DJ kiraladık. Sadece bizim istediğimiz tarz müzik çalması için sıkı sıkıya tembih ettik. Zaarif eşlerimiz bir süreden beri Acarkent içinde oryantal dersleri alıyorlardı. "Bari bu derslerin biz de bir faydasını görelim, yılbaşı gecesi çıkın ortaya da hünerlerinizi gösterin" dedik. Bizi kırmadılar, hatta daha iyisini yapıp bir kareografi hazırlayacaklarını söylediler. Tabii bunun üzerine bizlerin de eşlerimiz karşısında ezilmememiz için mutlaka bir animasyon gerçekleştirmemiz şart oldu. Biz de smokinlerimiz ile "Kuğu Gölü" balesi yapmaya karar verdik. Aramızda 68 kiloluk bir arkadaşımız olmasına rağmen, 4 kişilik balerin pardon, balet ekibimizin toplam kilosu 400 den fazlaydı. Yılmadan, eşlerimizin müstehzi ifadelerine aldırmadan geceler boyu çalıştık. Aramızda Seden - Aykut Gürel çiftinin bulunması bize şarkı hazırlamak
için cesaret verdi. Bizim cahil cesareti ile oluşan hevesimizi onlar
da kırmadı ve oturduk Orhan Gencebay'ın unutulmaz şarkısı
"Batsın Bu Dünya" için Acarkent'e uygun yeni sözler yazdık.
Sonra Aykut'un stüdyosuna gidip iki gün boyunca kayıt yaptık. Sonra
da Aykut düzenlemesini yaptı. (ne demekse) Katılanların tümünün birleştiği nokta, tüm programın harika
olduğu idi. Normal olarak bu tür aktivitelerde fotoğraf merakları
ile aktivitenin fotoğraflanması ihtiyacımızı karşılayan Zeki ve
Turgut tüm gösterilerin içinde olduğu için maalesef gecenin tek
eksiği fotoğraflanamaması oldu.
|